Detaylar

Emek PartisiGenel Başkan Yardımcısı  ve Türkiye’den Barış Bloku Eş Sözcüsü Nuray Sancar, Son günlerde Türkiye’nin Güney Doğu bölgesindeki bazı il ve ilçelerde uygulanan sokağa çıkma yasağı uygulamasıyla birlikte Türkiye’nin Suriye politikası üzerien Paris’te Türk ve Fransız basınına konuştu.Bölgede uçağın düşürülmesi de Rusya ile Suriye ordusunun birlikte yaptığı operasyona karşı sözde Türkmen sivillerini korumak adıyla Türkiye’de probokanda edildi. Ama oradaki sivilleri 2002 sonunda Laske’ye götürüldüğünü harkes biliyor. Birileri bir ülkenin siyasi yapısını biçimlendirmek üzere kendisine bir misyon biçmiştir ve bu bakımdan da sorunun kaynağı ve kendisi de sorun üreten ordaki sorunu derinleştiren bir rol oynamaktadır. Biz barış bloku olarak başından beri bunları teşhir etmeye ve hükümetin politikalarına karşı barış mücadelesi yürütmeye çalıştık ve hala çalışıyoruz. Dolayısıyla bugün tırmandırılan yerde işte dün Rus uçağının düşürülmeyisyle birlikte tırmanan gerginliği önümüzdeki süreçte Türkiye’yi daha kirli bir takım komplo ve gladyo eylemlerine sevkedecek.

Bununla Türkiye halkları açısından ve bölgede yaşayan halklar açısından büyük bir tehlike yaratacağını çok fazla can kaybı olacağını düşünüyoruz . Buna dur demeyi istiyoruz. Türkiye’deki bir geniş birliktelikle bu oyunun üstesinden gelineceğini düşünüyoruz. O bölgede çok sayıda ve çok çeşitli cihatıs örgütler vardır. Türkiye’nin güneyindeki Türkmenlerin arasında Türkmen tugayları dediler ve bunların içinde çok farklı örgütlerin bulunduğu Tugaylar oluşmuştur ve bunlar svili cihatıs örgütlerdir. Bunlar arasında sürdürülen bir savaş vardır dolayısıyla biz buna vekalet savaşı diyorduk. Bunlar her biri bölge üzerinde projeleri olan ve yeniden yapılandırmak isteyen koalisyon güçleri adına uğraşan oluşumlardı ve bunlar kimisi bölünerek örneğin El Kaide’nin bölünmesi ve diğer örgütlerin bölünerek çoğalması gibi giderek artan sayıya ulaştılr. Fakat Rusya’nın sahaya inmesiyle birlikte artık bu vekalet savaşının yerine büyük güçlerin açıktan ve açıkca Suriye üzerinde kendi hesaplarını görmeye başladığı bir sürece girdiğini düşünüyoruz.

Nitekim Fransa’da daha önce de bölgede bir kaç bombalama yapmıştı, Fransa’daki saldırıdan sonra hemen nerdeyse ertesi gün Fransa’nın bölgeye yönelmesi Fransız ordusunun ve bombalamaya devam etmesi ve bunun önümüzdeki süreçte de hızla devam edeceğini gösteriyor.Bugün Cameron’un yaptığı bir açıklama var. İngiltere’nin de kendi ulusal çıkarları gereği Suriye’dek, savaşa hava harekatıyla müdahale olma eğiliminde bulunduğunu söyledi. Bu arada büyük güçlerin hiç birinin bunlara artık destek vermemesi ve kendilerinin de bölgeden elini çekmesi ve Suriye ve Suriye halkına bırakmasıdır. Diğer yandan da Türkiye’deki barış güçlerinin çok zor koşullar altında sürdürmeye çalıştığı bu barış mücadelesini desteklemeleridir. İki binli yılların başında Irak işgal edildiğinde olduğu gibi bir çok ülkede barış örgütleri kuruldu barış koalisyonları kuruldu. Bunun yeniden Avrupa’daki halklar açısından gündeme alınması ve barış platformlarının kurulması ve Orta Doğu’daki savaş da mağdur edilen yerinden yurdundan ettirilmeye çalışılan insanlarla Türkiye’deki barış güçleriyle de dayanışma içinde olmaya yönelmeleridir.

Bu talebin önemli olduğunu düşünüyoruz çünkü bu savaş Orta Doğu sınırları dışına çıkmıştır. sonuçlarını da çok yakın bir zamanda açıkçası buralarda almaya başladık. Zaten almaya devam edeceğimiz bir sürece girmiş durumdayız. Neredeyse daha önceki dünya savaşlarına benzemeyen bir bloklaşma içinde bir Orta Doğu toprağı üzerinde üçüncü dünya savaşının çağımıza ve günümüze uygun versiyonunun yaşanmaktadır. Bunun işte bir taraf da Çin, Rusya,İran ve İran destekçisi Lübnan Hizbullahı’nın olduğu cephe, diğer tarafta Suudi arabistan, Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere vesaire çeşitli ülkelerin yer aldğı koalisyon güçleri vekaleten sürdürdüğü zaman zaman kendilerinin sahaya indiği bir şiddetli savaş ortamında yaşıyoruz ve bunun için de başka ülkelerde yaşayan halkların da güçbirliği yapması önemlidir.

Eğer bu savaışın sürmesini istemiyorsak. Türkiye’nin kürd bölgelerinde şehir şehir sürdürülen bir savaş var. Günlerce bir kentin kapatıldığı insanların aç susuz evlerinden dışarı çıkmamaya zorlandığı ve sokağa çıkmaya teşebbüs edenlerin vurulduğu evlerin sürekli bombardumana maruz kaldığı, insanların evlerinin banyolarında günlerce yaşamak zorund abırakıldığı bir terör ortamı yaratılıyor. Daha sonra sokağa çıkma yasağı kaldırılıyor insanlar dışarı çıkıyorlar ve arkasından yine günlerc eyeniden sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor. Bu şuanda kürd bölgelerinin bir çok şehrinde benzer yöntemler izleniyor. Yani artık kısmi olağanüstü haller ilan ediliyor. Bir şehirde ilan ediliyor veya o şehrin bir mahallesinde ilan ediliyor. Doğrudan doğruya kıstırılmış küçük hedeflere yönelik işte saldırılar var. Kürdlerin yaşadığı bu şiddete karşı uluslararası güçlerin halkların dikkatlerinin orada olması ve Kürdlerle dayanışmada bulunmaları da bizim bir talebimizdir. Yani orada ne olup bitiyor, neler yaşanıyor bütün bunların anlatılması halkın bilgisi dahiline sokulması oldukça önemli.

HDP, Sol sosyalist örgütlerin dahil olduğu bir partidir. Bu Parti Türkiye’de özellikle 7 Haziran seçimlerinde büyük bir rüzgar estirmiştir % 13 oranınd a oy alarak Türkiye’deki % 10 barajını aşarak 80 tane Milletvekilini Meclis’e göndermiştir. Bu önceki döneme göre Milletvekili sayısını iki kattan fazlası anlamına gelir. Üstelik 7 Haziran seçimlerinden kısa bir süre önce Diyarbakır’da yapılan mitingi yine bu Suruç ve Ankara katliamınd aolduğu gibi canlı bomba marifetiyle o mitinge de bir sabotaj yapılmıştır. BUna rağmen engel olunamamıştır. Zaten Kürdlere yönelik bu kadar şiddet uygulanmasının bir sebebi de HDP’nin geriletilmesi ve genel olarak kürd özgürlük hareketini destekleyen onunla dayanışma içind ebulunan Türkiye tarafıyla Kürdlerin arasındaki teması koparmaya yöneliktir. O yüzden bu kadar HDP’ye çok saldırı var “dedi.

Yorum Yazın

e-mail adresiniz yayınlanmayacaktır, * Zorunlu alanlar

*