Paris’te yarım asırlık seramik yolculuğu: Meral Sarıali anlatıyor

17
8 Nisan 2026 tarihinde Tansu Sarıtaylı tarafından eklendi

Paris’te yarım asırlık seramik yolculuğu: Meral Sarıali anlatıyor.Fransa’nın başkenti Paris’te 50 yılı aşkın süredir seramik sanatıyla uğraşan Meral Sarıali, sanat hayatını, Paris’teki deneyimlerini ve Anadolu motiflerine olan bağlılığını anlattı.
Fransa’nın başkenti Paris’te yaşayan ve 50 yılı aşkın süredir seramik üzerine çalışmalarını bu kentte sürdüren Meral Sarıali ile, Paris’teki seramik atölyesinde bir söyleşi gerçekleştirdik. Ben sordum, sanatçı Meral Hanım sorularımı yanıtladı.

– Meral Hanım, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

-Ben Meral Tandırlı’yım. Kızlık soy ismim Tandırlı, evlendikten sonra eşimden dolayı Sarıali soy ismini aldım. Babam öğretmendi. Ben İzmir’de liseyi bitirdikten sonra üniversite imtihanlarına girdim. Doktor olmak üzere bu imtihana girmiştim ama puanım yetmedi. Annem bana, “Kızım, doktorluğu boş ver. Baban senin güzel sanatlara gitmeni istiyordu.” dedi. O zamanlar İzmir’de güzel sanat okulları yoktu ve ben İstanbul’da okumaya karar verdim. Akrabalarımız vardı; halam ile teyzem İstanbul’da yaşıyorlardı. Onlara misafir oldum ve imtihanlara girdim. Beşiktaş’taki Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nun seramik bölümünü kazandım. Dört yıl orada okudum ve 1974’te mezun oldum.
Paris’te yaşayan ve çalışan bir akrabamla nişanlıydık. Okuduğum okul İngilizceydi, yabancı dilim İngilizceydi. Bir kelime Fransızca bilmeden 1974’te evlendim ve Paris’e geldim. O günden sonra da düşünün, yarım asrı geçti. 52 yıl oldu.

– Peki seramiğe ilginiz nasıl başladı? Güzel sanatları okudunuz ama resim ya da fotoğraf da olabilirdi. Siz seramiği tercih etmişsiniz, öyle değil mi?

-Okulun ilk yıllarında her türlü sanatı yaptırıyorlar. Siyah beyaz desen çiziyorsunuz, sulu boya çalışıyorsunuz. Yani resimle başlıyorsunuz. Sonra çamurla çalışmaya geçiyorsunuz. İkinci yılda bölümler seçiliyor; dekor seramik mi, endüstriyel seramik mi diye. Endüstriyel seramikte kalıplar üzerine çalışılıyor. Evde kullanılan tabaklar, çanaklar, bardaklar gibi mutfak eşyaları üretiliyor. Ben o bölümü seçtim. “Bir fabrikaya girerim, orada çalışırım.” diye düşündüm. Çünkü panolarla hayat kazanmak kolay değildi. Bu nedenle endüstriyel seramik bölümünden mezun oldum.

Paris’e geldikten sonra iş aramak istedim. Sevr tarafında büyük bir seramik fabrikası ve yanında bir müze vardı. Oranın restorasyon bölümünde görevli bir beyefendiyle tanıştım. Önce restorasyon kısmında üç ay staj yaptım. Sonra seramik sanayi atölyesinde çalışmak istedim. Ancak diplomam Fransız diploması olmadığı için kabul etmediler. Bana en az bir-iki yıl Fransız okulunda tekrar seramik eğitimi almam gerektiğini söylediler.
Bu benim için zordu. O sırada eşimi kaybetmiştim. Oğlum 17, kızım 14 yaşındaydı. Tekrar okula gitmek yerine çalışmam gerekiyordu. Paris merkezine biraz uzak olan Châtillon’da oturuyordum. Châtillon Belediye Başkanı beni sanatçılar grubuna dahil etti. Daha sonra açılacak sanat evi için müdürle tanıştırdı. 1993 yılında bu sanat evinde müdür yardımcısı olarak çalışmaya başladım. 17 yıl orada çalıştım. Sonra emekli oldum ve şu anda bulunduğumuz atölyeyi açtım.
Burada sergiler düzenledim, dersler verdim. Piyanist, doktor, pilot gibi çok farklı mesleklerden öğrencilerim oldu. Türkiye’nin büyükelçisinin eşi de, Azerbaycan büyükelçisinin eşi de gelip ders aldı. Çok güzel çalışmalar yaptık. Şimdi artık yaşım ilerlediği için ders vermeyi bıraktım. Atölyem seramiklerle dolu. Sergi yapmak da artık kolay olmuyor. Bir torunum var. Tatbiki Güzel Sanatlar’da öğrenci. Bu atölyeyi isteyip istemeyeceğine o karar verecek.

– Seramik sanatçısı olarak Paris’te çalışmanın avantajları ya da dezavantajları var mı?

-Paris çok büyük bir sanat okulu. Herkesin bildiği gibi bu şehir sanatın başkenti olarak anılır. Tabii vatanım Türkiye’yi çok özledim ama Paris’te de başardım. Tanıdıklarım, arkadaşlarım oldu. Modern dünyada bile Türk motiflerini, Anadolu motiflerini çalışmalarımda hep kullandım. Vazoların üzerinde, panolarda modern bir şekilde uyguladım.

– Resim yapmak yerine seramikle çalışmak sizi daha mı rahatlatıyor?

-Benim seçimim buydu. Çizim yapıyorum, proje hazırlıyorum ve bunu çamurla seramik haline getiriyorum. Yani resim gibi ama kâğıt üzerinde değil, çamur üzerinde. Okulda resim de yaptım ama seramikle çalışmak bana daha çok keyif verdi.

– Paris’te sizden başka seramik alanında çalışan Türk sanatçılar var mı?

-Şu anda hatırlamıyorum. Bir hanım vardı ama ismini unuttum. Alev Ebuzziya… Evet, hatırladım. O dünyaca tanınmış bir seramik sanatçısıydı. Onunla tanışma fırsatımız oldu. Ben onun atölyesine gittim, o da benim atölyeme geldi.

– Sizin çalışma tarzınız nasıl?

-Ev eşyası benzeri ürünlere Anadolu motiflerini uyguladım. Panolarımda da bu motifler var. Örneğin heybe, yün çorap motifleri gibi unsurları kullandım. Yaptığım her işte Anadolu’dan izler bulunur. Bu bana büyük bir zevk veriyor.

– Ev objeleri üzerine mi yoksa sanayi ürünleri üzerine mi çalışmak daha keyifli?

-Sanayi ürünleri çok farklı bir çalışma. Kalıplarla, alçıyla yapılan teknikler var. Okulda bunları öğrendim. Ancak daha sonra tek parça, özgün çalışmalar yapmayı tercih ettim. Hiçbir parça birbirinin aynısı değil. Duvar panoları, vazolar, tabaklar… Hepsi tek ve özgün.

– Eserleriniz koleksiyoncuların elinde bulunuyor mu?

-Satışlar oldu. Sergilere gelenler eserlerimi satın aldı. Ancak bunların koleksiyoncu olup olmadıklarını bilemem.

– Geleceğe yönelik planlarınız var mı?

-Artık eserlerime bakarak vakit geçiriyorum. Yabancı bir ülkede başarmak kolay değildi ama ben şanslıydım. Sanata değer veren insanlarla tanıştım.Yıllardır yapmak istediğim bir şey vardı: Eserlerimi Türkiye’ye götürüp büyük bir sergi açmak. Ama seramik taşımak çok zor. Kırılgan ve ağır. Bu yüzden bunu gerçekleştiremedim. Sadece yıllar önce Ankara’da iki duvar panosuyla bir sergiye katıldım. Onun dışında tüm sergilerim burada oldu.

– Çok teşekkür ederim Meral Hanım.

-Ben teşekkür ederim. Sağ olun.

Kategori Tag

Yorumunuzu Ekleyin

E-mail adresiniz yayınlanmayacak.