Bugün ki konuğum Duru Arslan. 5 yıl evvel öğrenim görmek üzere geldiği, Fransa’da Cours Florent’da tiyatro ve müzikal eğitimi aldı. Eğitimini başarıyla tamamlayan Arslan, hâla hazırda Paris’te Théâtre Mogador’da çalışıyor, burdaki öğrencilere ders veriyor. Duru Arslan, bunun yanı sıra kültürel etkinliklerde piyano başında türkçe ve fransızca şarkıları seslendiriyor.
Bugün Duru Arslan’la birlikteyiz. Kendileri Paris’te yaşayan genç
müzisyenlerden piyanist ve aynı zamanda şantöz diyelim. sanatçı, şarkıcı ben sözü daha fazla uzatmadan bize kısaca kendisini tanıtmasını isteyeceğim.
-Duru hanım kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
-Duru Arslan- Tabii ki. Merhaba, ben Duru. 5 senedir Paris’te yaşıyorum. Burada okudum. E tiyatro ve müzikal okudum. şu anda da çalışıyorum. Bu alanda hem kendi projelerimi yapıyorum hem de aynı zamanda Mogador tiyatrosunda çalışmaya devam ediyorum. İstanbul doğumluyum.
-Burada, tiyatro dediniz, oynadığınız oyunlar var mı?
-Duru Arslan Şu anda yok tabii ki. Okul döneminde çok fazla oyun için çalıştık. Ben geçen sene mezun oldum okulumdan. O nedenle şu anda sahne üzerinde bir projede yer almıyorum ama geçen sene oynadığım oyunlarda işte Şatle Tiyatrosunda, Mogador tiyatrosunda değişik projelerde yer aldım.
-Siz okula normal olaraktan İstanbul’da başladınız. Paris’te devam ettiniz. Değil mi?
-Duru Arslan İstanbul’da lise sonuna kadar İstanbul’da okudum. Liseden sonra üniversite okumak için Paris’e taşındım. Biraz evvel de ifade ettiğim gibi burada müzikal tiyatro okudum ve geçen yıl okulumu bitirdim.
-Paris’te herhangi bir yerde şu anda çalıp söylüyor musunuz? Görüyorum ki piyano başındasınız ?
-Duru Arslan- Şu anda aktif olarak böyle düzenli olarak çaldığım bir yer yok. Burada olduğu gibi yani Anadolu Kültür Merkezi’nde olduğu gibi küçük etkinlikler için teklifler geldikçe, onları değerlendiriyorum.
-Duru hanım, gelecek günlerde ileriye dönük bir projeniz var mı? mesela bir
plak yapmak veyahut da bir klip çekme gibi . Çünkü ben sizi dinlemiş birisi
olarak daha evvel bir etkinlikte dinlediğim için biliyorum. Reperatuarınız oldukça zengin. böyle bir projeleriniz var mı?
-Duru Arslan- Teşekkürler. Yani aslında direkt müzik alanında yok ama müzikli oyun yazma hedefim, gayem var diyeyim. Hatta bir oyun üstünde
Çalışıyorum. Çocuk oyunlarıyla özellikle ilgileniyorum. O yüzden öyle bir hedefim ve çalışmam var.
-Çocuk oyunları yazıyorsunuz. Anladığım kadarıyla
-Duru Arslan- Yazmaktayım ama henüz bitmedi üzerinde çalışmalarım devam ediyor ve bir an evvel bitirmeye çalışıyorum.
-Peki yakında kitap olarak yayınlanacak mı veyahut da bir oyunda sizin bu çalışmanızı görebilecek miyiz?
-Duru Arslan inşallah oyunda evet ama kitap olarak yayınlanması için biraz daha zaman var diyelim.
-Onun dışında başka ne tür çalışmalarınız var?
-Duru Arslan- Onun dışında kendim yine bu yazdığım oyun gibi kendi yaptığım şan çalışmaları var. aynı zamanda öğrencileri ben çalıştırıyorum. Hem Mogador tiyatrosunda çocuklarla çalışıyorum hem de şan dersi verdiğim öğrencilerim var. O nedenle böyle işin birazcık öğretim tarafında da yer alıyorum diyebilirim.
-Mesleğinizle ilgili olarak Fransa’da yani Paris’te Türkiye’ye göre Paris’te gördüğünüz çalışmalar mesleğiniz açısından bir gelişme var mı?
-Duru Arslan- Kesinlikle burada ki vizyon ile Türkiye’deki vizyon farklı. Yani mesleğe bakış farklı. Bir kere sanata bakış farklı ve sahnede yapılan işleri izlediğimde bunları Türkiye’ye döndüğümde orada da bir şeyler izlemeye çalışıyorum ki hani sürekli o bilgim aktif kalsın diye durum kritiği düşünme yönüm sanatla alakalı. O nedenle aradaki farkı çok net görebiliyorum. burada tırnak içinde yabancı olmama rağmen diyeceğim çok daha büyük işlerde yer alabiliyorum. çok daha önüme fırsatlar çıkabiliyor. Hem daha kolaylıkla hem de daha fazla fırsat çıkıyor.
-Peki yani ilerleme konusunda Türkiye’den daha fazla bir imkana
Sahibim diyorsunuz. Anlaşılan bir gün Türkiye’ye dönüp orada çalışmayı düşünüyor musunuz?
-Duru Arslan- İşin doğrusu gelecekte düşünmüyorum açıkçası. ileride, mesleğimi tam, istediğim seviyeye getirdiğim zaman belki Türkiye’de de bu işi daha çok tanıtmak aynı Haldun Dorman’ın yaptığı gibi Dormen Akademi kurdu orada mesela. Hani, o zamanlar böyle bir şey düşünülebilirim belki ama şu anda öyle bir planım yok.
-Peki, Türkiye’deki sanat anlayışıyla Fransa’daki sanat anlayışının arasındaki fark ne sizce?
-Duru Arslan- burada çok daha limitsiz ve daha özgürlükçü olduğunu düşünüyorum. Konuşulabilen konuların daha açık olduğunu düşünüyorum. O yüzden genel olarak daha özgürlükçü diyebilirim Fransa için.
-Gelecek kuşaktaki sizin mesleği yapmak isteyen bir hayli öğrenci var şu anda okullarında. Onlara tavsiyeniz ne olabilir?
-Duru Arslan- Özellikle yabancı bir ülkeden geliyorsanız yani benim durumumda olduğu gibi çünkü ben Paris’teki okulumdaki tek yabancıydım okurken. yani dil öğrenmek çok önemli tabii ki. Çünkü bu birinci iletişim aracımız burada dil. Hele ki tiyatroda dil olmadan çok zor anlatmak derdimizi. O nedenle dil öğrenmek. ayrıca okumak. Kültürü edinmek oyun izlemek. İşte başka ülkelerde, başka dillerde değişik şeyler keşfetmek mesleğimizin zaten vazgeçilemez bir yanı yani ömür boyu devam eden bir tarafı bu
-Hayalinizde tiyatroda nasıl bir oyun oynamak var?
-Duru Arslan- hayalimde tiyatroda açıkçası politik oyunlarda yer almak var. Çünkü izlemeyi de en çok sevdiğim oyunlar, beni en çok etkileyen oyunlar politik oyunlar. E örneğin Wajdi Mouawad diye bir yönetmen var. Onun oyunlarını çok beğeniyorum. geçenlerde 4211 km diye bir oyun izledim yine Paris’te bu tarz böyle siyasi politik konulardan bahsedilen oyunlardan çok etkileniyorum. Bu nedenle kendimi öyle bir oyunda görmek isterim.
-Fransa’da beğendiğiniz veyahut da Türkiye’de beğendiğiniz tiyatro oyuncuları kimler mesela?
Duru Arslan- Türkiye’de beğendiğim Mehmet Günsür aynı zamanda yurt dışında da çalışıyor. Onun o iki taraflılığını beğeniyorum. Tim Seyfi, bir oyuncumuz var. Yine aynı şekilde çift taraflı çalışan bir oyuncumuz. Almanya’da çok işler yapıyor. Fransa’da aklıma gelen ilk isim Camille Cottin. Bu üçünü söyleyebilirim. İlk aklıma gelenler.
-Peki, 5 yıldır Fransa’da yaşıyorsunuz. Buradaki az çok Türk toplumunda tanıyorsunuz. Türk toplumu gençlerini geleceğini nasıl görüyorsunuz?
-Duru Arslan Paris’tekilerden bahsediyoruz, değil mi? Yurt dışındakilerden. doğrusunu söylemek gerekirse birazcık umutsuz görüyorum ama umutsuz
olduğunu düşünmüyorum. buraya gelenleri birazcık umutsuz seziyorum.
Çünkü buraya gelenler de tabii hani Türkiye’de istedikleri bir geleceği
bulamayacaklarını düşündükleri için yurt dışına taşınıyorlar. Tıpkı benim gibi aslında birazcık da o yüzden onları birazcık mutsuz görüyorum ama durumu mutsuz ama ben kendimi görmüyorum açıkçası.
-Peki onların sanata bakış açılarında bir düşünceniz var mı?
-Duru Arslan- Ben şöyle düşünüyorum. Türkiye’den buraya gelen gençlerin bence burada daha fazla kültür edinmesi gerektiğini düşünüyorum. Buranın kültürünü takip etmeye başlaması gerektiğine inanıyorum ki burada da yapılan işleri buranın bakış açısıyla gözlemleyebilsinler diyelim.
– Biraz evvel de söylediniz. Fransa’da imkanlar daha fazla dediniz, Paris’te imkanlar oldukça fazla dediniz. Mesela bizim Türklerden bir Fazıl Say var buraya gelip sık sık gelip çeşitli salonlarda konserler veriyor. Ama burada
Da Paris’te gençlerimiz var Fransa’da 800.000 Türk’ün yaşadığı bir ülke.
Bugüne kadar Hüseyin Sermet’in dışında bir de kendi dalında Neyzen Kutsi Erguner’ın dışında böyle bir fazla bir sanatçımızı göremiyoruz. Niçin acaba? Siz bunu hiç düşünebildiniz mi? Niçin yoklar?
-Duru Arslan Burada yaşayan gençler. yani Türkiye’den gelenler, buraya mesela turneyle gelen sanatçılar, bence burada yeteri kadar seyirci bulamamaktan çekiniyorlar diye düşünüyorum. Ama o da artmaya başladı. Yani, gittikçe daha fazla işte müzik grupları, şarkıcılar hatta tiyatro oyunları gelmeye başladı Paris’e. Burada yaşayan Türklerle alakalı da yani zaten bu tiyatro ve sanat alanı çok, azınlık ve spesifik bir bölüm olduğu için zaten azınlığız bu ülkede Türkler olarak. Hani o azınlığın içerisinde bir bir azınlık da daha bulmak zor oluyor bence. O yüzden bu işi yapan Türk sayısı da az. Bu nedenle burada olan, burada yaşayan için diyorum
-Duru hanım bana ayırdığınız zaman için teşekkür ederim. Sizin mesleğinizle ilgili bildiklerimi, düşündüklerimi sordum. Ama bunlar arasında benim
sormayı unuttuğum, sizin söylemek istediğiniz herhangi bir mesajınız var ise buyurun sizi dinliyorum.
-Duru Arslan, Şunu söyleyebilirim. Bence buradaki sanat eğitimi Türkiye’de de aynı seviyde buradaki kadar iyi olabilir. Aynı seviyeye gelebilir açıkçası.
Türkiye’deki sanat eğitimi doğru eğitmenlerle, doğru yerlere ulaştırırsak bence aynı sistemi Türkiye’ye taşıyabiliriz diye düşünüyorum. böyle küçük bir umut mesajı olmuş olsun benden diyorum.
-Teşekkürler Duru Hanım verdiğiniz bilgiler için
-Duru Arslan ben teşekkür ederim.













