Paris Anadolu Kültür Merkezi, yeni kültür-sanat sezonunu sinemayla açtı. Yönetmen Hüseyin Aydın Gürsoy’un katılımıyla düzenlenen “Türk diasporasını sinemada nasıl tasvir edebiliriz?” başlıklı söyleşide, göçmenlik deneyimi, aile hikâyeleri ve sinemada toplumsal temsil konuları ele alındı.
Paris Anadolu Kültür Merkezi, “Okula Dönüş Kültür Sezonu” kapsamında sinemaseverleri bir araya getiren bir etkinlik düzenledi. Yönetmen Hüseyin Aydın Gürsoy’un kısa film gösterimiyle başlayan program, yönetmen ile moderatör Tuğçe Karabacak Dervişoğlu arasındaki söyleşiyle devam etti.
“Etkinlik öncesinde Paris Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Demir Fıtrat Onger, bir açılış konuşması yaparak katılımcıları selamladı. Yeni kültür-sanat sezonunun ilk etkinliğini sinemaya ayırdıklarını belirten Onger, programa katılanlara teşekkür etti.”
Söyleşinin moderatörlüğünü, yönetmenlik eğitimi de almış olan Tuğçe Karabacak Dervişoğlu üstlendi.
GÖÇMENLİK DENEYİMİ VE SİNEMADA TEMSİL
Programda, Hüseyin Aydın Gürsoy’un sinema yolculuğu, kişisel ve ailevi deneyimlerinin filmlerine etkisi ve Türk diasporasının sinemada nasıl temsil edilebileceği üzerinde duruldu.
Yönetmen, etkinlikte gösterilen kısa filmin 2020 yılında çektiği son kısa filmi olduğunu belirterek, yapımın 1990’lı yılların bir bölümünü anlattığını ve kendi yaşam deneyimlerinden izler taşıdığını ifade etti.
Gürsoy, sinemaya yönelmesinde hikâye anlatma arzusunun belirleyici olduğunu söyledi. Henüz 10 yaşındayken yazar olmak istediğini anlatan yönetmen, ailesinin kendisine aldığı daktiloyla kısa öyküler yazmaya başladığını dile getirdi.
Yaklaşık 10 yıl tiyatroyla ilgilendiğini belirten Gürsoy, tiyatro oyunlarını Türkiye’deki ailesine izletme imkânı bulamamasının kendisini sinemaya yönelten etkenlerden biri olduğunu anlattı. Henüz 15 yaşındayken filmler aracılığıyla hikâyelerini daha geniş kitlelere ulaştırabileceğini düşündüğünü kaydetti.
SİNEMA EĞİTİMİ ALMADAN YÖNETMENLİĞE UZANAN YOLCULUK
Üniversitede bilgisayar bilimleri alanında eğitim aldığını belirten Gürsoy, bu süreçte sinemaya olan ilgisini geliştirmeyi sürdürdüğünü söyledi. Senaryo yazımı üzerine kitaplar okuduğunu ve 2010 yılında hazırladığı kısa film senaryosunu yapımcılara gönderdiğini aktaran yönetmen, aldığı yanıtların ardından film projeleri üzerinde çalışmaya başladığını ifade etti.
Film yapım sürecinin beklediğinden çok daha uzun sürdüğünü fark edince yüksek lisans eğitimi sırasında üç arkadaşıyla birlikte bir yapım şirketi kurduğunu belirten Gürsoy, ilk kısa filmini 2011 yılında kendi imkânlarıyla çektiğini anlattı.
Yönetmen, sonraki yıllarda çektiği filmlerde de kişisel deneyimlerinden ve ailesinin geçmişinden yararlandığını vurguladı.
1990’LI YILLARIN GÖÇMENLİK HİKÂYELERİ
Gürsoy, ailesinin Fransa’ya gelişinin ardından tekstil sektöründe yoğun biçimde çalıştığını, o dönemde çalışma izinleri bulunmadığı için evde kayıt dışı çalışmak zorunda kaldıklarını anlattı. Paris’in banliyölerinde yaşayan pek çok Türk ailenin benzer koşullarla karşı karşıya kaldığını belirten yönetmen, bu deneyimlerin sinemasındaki hikâyelere kaynaklık ettiğini ifade etti.
Kendi filmlerinde çoğunlukla kişisel kaygılardan hareket ettiğini söyleyen Gürsoy, yaşanmışlıkların ve bireysel deneyimlerin anlatılarını şekillendirdiğini dile getirdi.
Yönetmenin sinemasında öne çıkan konulardan biri de bir toplumu tek bir kalıba hapsetmeden anlatabilmek. Söyleşide, Türk diasporasının sinemada temsil edilirken toplumsal gerçekliğe sadık kalmanın ve farklı deneyimleri görünür kılmanın önemi üzerinde duruldu.
Gürsoy, Türk-Fransız kimliğine sahip başka yönetmenlerin de farklı türlerde ve farklı hikâyelerle sinemaya katkıda bulunduğunu belirterek, diasporanın tek bir anlatıyla sınırlandırılamayacağına dikkat çekti.
KISA FİLMLERİYLE FESTİVALLERDE YER ALDI
1988 yılında Türkiye’de doğan Hüseyin Aydın Gürsoy, üç yaşından itibaren Fransa’da yaşıyor. İki kültür arasında yetişen yönetmen, Bilgi Sistemleri ve Yeni Teknolojiler alanında yüksek lisans eğitimi alırken film yapımcılığı ve yönetmenlik çalışmalarını da sürdürdü.
2011 yılında ilk kısa filmini çeken Gürsoy, 2014 yılında Türkiye’de, doğduğu köyde çektiği ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen ikinci kısa filmi 8 Months ile Aix-en-Provence’da düzenlenen Tous Courts Festivali’nde Unifrance Ödülü’nü kazandı.
Yönetmenin 2015 yılında çektiği A Spider’s Web adlı kısa filmi, genç bir ev boyacısının kahve falında ortaya çıkan gerçeklerle birlikte değişen yaşamını ve babasıyla yüzleşmesini konu alıyor.
2020 yapımı Turning to Dust ise belgesiz bir annenin, oğluna daha iyi bir gelecek sağlayabilmek için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Film, Interfilm Berlin’de özel mansiyon alırken Palm Springs ve Cinémed dâhil olmak üzere çeşitli festivallerde gösterildi.
Gürsoy, Ludovic du Clary ile birlikte senaryosunu yazdığı ve Les Films du Clan tarafından yapımcılığı üstlenilen A Turkish Affair adlı yapımla ilk uzun metrajlı film projesini de hayata geçirdi.
KİŞİSEL HİKÂYELERDEN EVRENSEL ANLATILARA
Paris Anadolu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşi, sinemanın bireysel deneyimleri toplumsal hafızayla buluşturma gücünü gündeme taşıdı.
Hüseyin Aydın Gürsoy’un kendi yaşamından ve ailesinin geçmişinden hareketle oluşturduğu film anlatıları, göçmenlik deneyiminin sinemada nasıl ele alınabileceği ve kişisel hikâyelerin evrensel bir anlam kazanırken temsil ettikleri toplulukla nasıl bağ kurabileceği sorularını öne çıkardı.
10 Ekim 2026 tarihinde Tansu Sarıtaylı tarafından eklendi














