PARİS’TE “EDEBİYAT SOHBETLERİ ” ŞAİR YAHYA KEMAL KONFERANSI

1,826
https://youtu.be/zGaQHUkIo2Q
13 Kasım 2015 tarihinde Tansu Sarıtaylı tarafından eklendi

Paris Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi tarafından, Paris Kültür ve Tanıtma Ofisi’nde ” Edebiyat Sohbetleri ” çercevesinde “Medeniyet Şairi Yahya Kemal ” üzerine sohbet düzenlendi. İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsa Kocakaplan’ın konuşmacı olarak yer aldığı sohbet ortamına, Paris Sorbonne Üniversitesi Çağdaş Fransız edebiyatı Mastır öğrencisi Cem Algül, salondaki dinleyicilere Şair Yahya Kemal Beyatlı’yı Fransızca olarak anlattı. Edebiyat Sohbetleri toplantısının açış konuşmasını Paris Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi Müdürü Dr.Ahmet Bakcan yaptı. Bakcan, Edebiyat Sohbet toplantısına ev sahipliği yapan Paris Kültür ve Tanıtma Müşaviri Serra Aytun’a teşekkür etti ve Müşavir Aytun’u davetlilere tanıtmak üzere kürsüye davet etti. Paris Kültür ve Tanıtma Müşaviri Aytun, katılımcılara teşekkür ettiği konuşmasının ardından sözü konuşmacılara bıraktı.

Paris Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi’nin düzenlediği edebiyat Sohbetleri için davet edilen Öğretim Üyesi İsa Kocakaplan, “Medeniyet Şairi Yahya Kemal, Mehmet Niyazi ismiyle romanlar yazan Mehmet Niyazi Özdemir, der ki Ziya Gökalp Türklük Şairidir. Mehmet Akif İslam Şairidir, Yahya Kemal Medeniyet Şairidir. Arad ane fark vardır ? Ziya Gökalp’in Şiirlerini okuduğunuz zaman kafanızda veya hayalinizde Türk milleti canlanır. İslam ötesine doğru giden bir tarih ve Akınlar-savaşlar gözünüzün önüne gelir. Mehmet Akif’i okuduğunuz zaman onun Şiirlerinden İslami yücelten mısralar gelir. Biz müslümanlığı tam manasıyla yaşasaydık. Bu durumlara düşmezdik düşüncesine erişirsiniz. Tefik Fikret de böyledir biraz, ikisi bir birine zıt fikirleri savunmuş görünürler ama Şiir tarzları aynıdır. İnsanlara fikir aşılamayı gaye edinen Şiirler yazmışlardır.

Bu çizgiye Nazım Hikmet’i de hatat Necip Fazıl’ı da dahil edebilirsiniz. Farklı fikirlerde, teknik olarak ayni çizgide buluşuyorlar. Onun için Şairlere düşman olmamak lazım, onları anlamak lazım. Yahya Kemal’in farkı ne ? Yahya Kemal Medeniyet Şairi “Milliyet, bizim asırlar zarfındaki birliğimizdir. Vatan çerçevesinde biz lisana, çizgiye, nağmeye ne ayar verdikse, onlar bizi ifade eder” ifadesenden yola çıkan Kocakaplan, onun “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” isimli şiirini de okuyarak, bu şiirin, onun milliyet anlayışının özü ve özeti olduğunu söyledi. Yahya Kemal’in şiirlerinin hem fikir hem de şiir zevki verdiğini ifade eden Kocakaplan, “Akif de sevdiğimiz bir şairdir. Onun şiirlerinden de pek çok fikir ediniriz; ama daha ziyade fikirdir onun şiirleri” dedi.

Öğretim üyesi Kocakaplan, Lozan Anlaşması’nın Meclis’teki görüşmeleri sırasında Milletvekili Yahya Kemal’in, Güneydoğu Bölgesi’ndeki sınırlara dair itirazlarını dile getirdiğini hatırlattı ve “Güneydoğu’da sınırların bu şekilde çizilmesinin, bize ileride çok büyük belâlar açacağını o günden söylemiştir” dedi. Söylediklerinin bugün bile geçerli olduğunu görüyoruz, Fırat’ın öteki tarafından bu tarafına geçiş kazınlımaz olduğunu vurguladı. Yahya Kemal’in Fransa’ya kaçışına da temas eden Kocakaplan, Servet-i Fünun edebiyatçılarının Paris ve Avrupa sevdasının, onları okuyan gençleri adeta Türkiye’den nefret ettirdiğini ifade ederek, Yahya Kemal’in, 1903 yılının Temmuz ayında “Memphis” isimli Fransız vapuruyla Fransa’ya kaçarken “Kültürümüzden müteneffirdim, nefret ediyordum” dediğini kendisinin dile getirdiğini hatırlattı ve “Karaköy rıhtımında bir gemi. Merdivenlerini uyurgezer gibi çıktım. Güverteye gelince Fransız bayrağını gördüğüm zaman derin bir nefes aldım. Artık hür Fransız bayrağının gölgesindeydim. Sultan Hamid’in zaptiyesi, beni istese de yakalayamazdı.” demiş olduğunu anımsattı.

İsa Kocakaplan, konuşmasında Albert Sorel’in Yahya Kemal’in hayatındaki önemine dikkat çektiği sohbetini şöyle sürdürdü: Sorel, “Tarihte keşfedilmemiş 2 şey vardır: Coğrafyada kutuplar, tarihte Türklük” sözünün, Yahya Kemal’in tarihe olan ilgisini başlattığını ifade etti. Kocakaplan, Yahya Kemal’in, bir mülâkatında kendisinde milliyet hissi ve milliyetçiliğin nasıl doğduğunu ise şu şekilde anlattı: “Gençliğimde Paris’te talebe mitinglerine gidiyordum. Balkan Harbi arifesinde bizim ekalliyetler, Rumlar, Bulgarlar, büyük mitingler tertip ediyorlardı. O sıralarda bizim Jön Türkler, Abdülhamid’i yıkmakla meşguldüler. Yoksa Türk Milleti’nden falan haberleri yoktu. Baktım, bu Rumların, Bulgarların yıkmak istedikleri Abdülhamid değil, başka şey; bunlar, Türk Milleti’ni yıkmak istiyorlar. Demek ki Türk Milleti diye bir şey var. Bu nasıl bir millettir, mazisi nedir, diye merak etmeye başladım. Zaten Ulumu Siyasiye Mektebi’nde tarih okuyordum.

Türk Milleti’nin mazisini öğrenmek için tarih kitaplarını karıştırmaya başladım. İşte bende milliyet hissi ve milliyetçilik böyle doğdu” dediğini söyledi. Kocakaplan, “Oradaki ortam, Yahya Kemal’i kendi milletine yaklaştıran bir işlev görüyor. Yani pek çok insan, gidiyor o ortamda kayboluyor ama Yahya Kemal, o ortamda kendine dönüyor. Kaçarak gittiği ülkeye geriye dönüş yolunu buluyor” dedi. Slayt gösterisindeki Yahya Kemal’e ait şu sözleri okudu: “Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi / Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın / Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın” mısralarını okuyan Kocakaplan, ” Gerçekten İslâm’ın son ordusu. Şimdi inşallah herkes bunun farkına vardı, ordu başta olmak üzere. Yani birtakım çalışmalar falan, o anlayışın tekrar yeşerdiğini gösteriyor. Gerçekten bu ordu gitseydi İslâm alemi darmadağın olacaktı; Zaten darmadağın!.. Yine en güçlü toplayıcı Türkiye. Türkiye’nin de olmadığını düşünürsek, paramparça, yerlerde sürünen bir İslâm dünyasıyla karşı karşıya kalacaktık. Irak,Suriye ve benzerleri ortada olduğunu” söyledi.

Yahya Kemal’in “Itrî” şiirinin ve Itrî’nin musikisinin önemine de temas eden Kocakaplan, “Bu milletin yayıldığı bütün coğrafyadan sesler getiriyor. Bestekâr, bunları devşiren insan. Sanatkâr, bunları devşiren ve diğer insanlara sunan insan” diyen Kocakaplan, “Ben bakıyorum meselâ teravih namazlarında, hayatında ahenkle bir şey mırıldanmamış insanlar, Salat-ı Ümmiye söylüyorlar, ahenkle. Bayram sabahlarında Itrî’nin meşhur segâh makamındaki Tekbir’ini terennüm ediyorlar. Hayatında şarkı söylememiş insanlar. Musiki böyle bir şey. Onun için hiç ihmal edilmemesi lâzım. Yahya Kemal’in Itrî şiirini 1940 yılında yayınlandığına dikkat çeken Kocakaplan, “Yahya Kemal’in yaşadığı devirde Osmanlı kültürünü, Türk kültürünü, kendi medeniyetimizi bu kadar savunan şiirler yazan, yazılar yazan başka birisi daha yoktur desek, yeridir” dedi.

Kocakaplan, Yahya Kemal’in “Ezansız semtler” başlıklı yazısından bir bölüm naklederek, bunun, Yahya Kemal’in inançla sıkı sıkıya bağlı bir Türklük tanımı olduğunu söyledi. “Türkçe’nin çekilmediği yerler vatandır. Türkçe konuşulan yer de vatandır. Ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar. Vatanın kendi gövde ve ruhu, Türkçedir” ifadesini hatırlatarak, ondaki dil ve vatan bağına işaret etti. “Türk Milleti, bir dinde ve bir mezhepte olan ve Türkçeyi müşterek lisan telâkki eden Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut ve Boşnak unsurlarının kurun-u vustâdan beri terkibiyle vücut bulmuş millettir. Bu kütle birdir, ayrılmaz. Ancak kendi inkişafını özler.” diyen Kocakaplan, bugün ki birliğin aynı özellği taşımasından dolayı millet olarak kaldığımızı vurguladı. Sohbet sonrası davetlilere yiyecek ve içecek ikramında bulunuldu.

Kategori

Yorumunuzu Ekleyin

E-mail adresiniz yayınlanmayacak.