EVREUX FRANSIZ-TÜRK KÜLTÜR VE SPOR DERNEĞİ BAŞKANI SELAHATTİN PALANDÖKEN ANLATIYOR

11
9 Haziran 2026 tarihinde Tansu Sarıtaylı tarafından eklendi

Fransa’daki Türk Kültür ve Spor Dernekleri Başkanlarıyla gerçekleştirdiğimiz röportaj dizimiz aralıksız devam ediyor. Evreux Fransız-Türk Kültür ve Spor Derneği Başkanı Selahattin Palandöken, Fransa’ya geliş hikâyesinden dernek çalışmalarına, Türk toplumunun Fransa’daki konumundan gençlerin siyasete katılımına kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Tansu Sarıtaylı: Selahattin Bey, öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Kaç yıldır Fransa’dasınız, ne zaman geldiniz, hangi işlerle meşgulsünüz ve kaç yıldır dernek başkanısınız?
Selahattin Palandöken: Öncelikle böyle güzel bir projeyi hayata geçirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Ben Selahattin Palandöken. 1968 yılında Erzurum’da doğdum. Babam 1970 yılında Fransa’ya gelmişti. Ben ise aile birleşimi kapsamında 1980 yılında Fransa’ya geldim. O dönem Türkiye’de ortaokul öğrencisiydim ve 11 yaşındaydım.
Fransa’ya geldikten sonra eğitimime burada devam ettim. Ortaokul ve lise eğitimimi Fransa’da tamamladım. İnşaat sektöründe faaliyet gösteriyorum. Üç çocuk babasıyım. Son yıllarda farklı sektörlerde de çalışmalarım oldu ancak esas mesleğim inşaatçılıktır.
Dernek çalışmalarına ise 1999 yılında tesadüfen başladım. O dönemde dernek binasında tadilat çalışmaları yapılıyordu. İnşaat sektöründe olduğum için arkadaşlar beni de davet ettiler. Böylece dernekle tanışmış oldum. Daha sonra büyüklerimiz bizi bırakmadı. 2002 yılından itibaren dernekte aktif görev almaya başladım. Önce çaycılığını, kahveciliğini ve temizlik işlerini yaptım. Ardından yönetimde sekreterlik görevinde bulundum. 2005 yılında ise ilk kez dernek başkanı seçildim.
2008 yılında görevimi bıraktım. Daha sonra 2010 yılında Fransa DİTİB yönetimine seçildim. Rahmetli Prof. Dr. Ömer Faruk Harman ve Prof. Dr. İzzet Er hocalarla birlikte yaklaşık sekiz yıl Fransa DİTİB Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm.
2018 yılında Fransa DİTİB’deki görevimi bıraktıktan sonra Evreux’deki büyüklerimiz yeniden dernek yönetiminde görev almamı istediler. Kendilerini kıramadım ve 2018 yılından bu yana Evreux Fransız-Türk Kültür ve Spor Derneği Başkanlığı görevini sürdürüyorum.
Tansu Sarıtaylı: Derneğinizin kaç üyesi var?
Selahattin Palandöken: Şu anda derneğimize kayıtlı yaklaşık 300 üyemiz bulunuyor. Evreux’de yaşayan Türk toplumunun nüfusu dikkate alındığında bu sayının oldukça iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim.
Tansu Sarıtaylı: Evreux’de yaşayan vatandaşlarımız genel olarak hangi işlerle meşguller?
Selahattin Palandöken: Son yıllarda önemli değişimler yaşandı. Eskiden vatandaşlarımız ağırlıklı olarak inşaat, restoran ve benzeri sektörlerde çalışıyordu. Ancak eğitim seviyesinin yükselmesiyle birlikte bugün mühendislerimiz, avukatlarımız, doktorlarımız ve çeşitli Fransız kurumlarında görev yapan vatandaşlarımız bulunuyor.
Öğretmenlerimiz var, girişimcilerimiz var. Kendi işini kuran vatandaşlarımızın sayısı da oldukça arttı. Toplumumuz artık hemen her meslek grubunda temsil edilmeye başladı.
Tansu Sarıtaylı: Evreux’de yaşayan Türk toplumunun Fransa siyasetindeki yeri nedir? Siyasete atılan gençlerimiz oldu mu?
Selahattin Palandöken: Çok önemli bir konuya değindiniz. Covid-19 salgını döneminde yapılan belediye seçimlerinde iki siyasi partinin listelerinde üçer vatandaşımız yer aldı. Bunlardan iki arkadaşımız belediye meclis üyeliğine seçildi.
Bu yıl yapılan seçimlerde ise altı siyasi partinin dördünde üçer vatandaşımız aday oldu. Gençlerimizin siyasete yönelmesi sevindirici bir gelişmedir. Biz dernek yönetimi olarak bütün adaylara eşit mesafede durmak zorundayız. Çünkü derneğin siyaset üstü kalmasını istiyoruz.
Bugün belediye meclisinde biri kadın, biri erkek olmak üzere iki meclis üyemiz bulunuyor. Toplumumuza ve derneğimize önemli katkılar sağlıyorlar.
Tansu Sarıtaylı: Derneğinizin projeleri nelerdir? Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz çalışmaların yanı sıra bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?
Selahattin Palandöken: Bildiğiniz gibi biz DİTİB’e bağlı bir derneğiz. Bunun yanında kültürel faaliyetlerimiz de oldukça güçlüdür. Şu anda derneğimize ait iki lojmanımız bulunuyor. Bu lojmanlardan birinde öğretmenimiz, diğerinde ise din görevlimiz kalıyor.
Her ikisi de toplumumuza önemli katkılar sağlıyor. Öğretmenimiz eğitim alanında, din görevlimiz ise kendi görev sahasında çalışmalarını sürdürüyor. Biz de dernek olarak kendilerine destek olmaya çalışıyoruz.
Geçmiş yıllarda imkânlarımız daha sınırlıydı. Ancak bugün hem maddi hem de toplumsal açıdan daha iyi durumdayız. Gençlerimiz yetişti ve artık daha aktif görev alıyorlar. Derneğimizde bulunan sınıflarda çeşitli eğitim faaliyetleri düzenlenebiliyor. Dinî ve kültürel programlarımızı da aynı şekilde sürdürüyoruz.
Artık yalnızca millî günlerle sınırlı kalmak istemiyoruz. Elbette 23 Nisan, 19 Mayıs gibi programlarımızı yapıyoruz ancak bunun yanında gençlerimizin birbirlerini tanımalarını sağlayacak etkinlikler de düzenliyoruz.
Ayrıca açık kapı günleri organize ediyoruz. Fransız dostlarımızın, komşularımızın ve arkadaşlarımızın bizi daha yakından tanımalarını istiyoruz. Kapalı bir toplum olmadığımızı göstermeyi önemsiyoruz.
Yaklaşık 50-60 yıldır Fransa’dayız. Türkiye bizim anavatanımızdır ancak Fransa da yaşadığımız ve geleceğimizi kurduğumuz ülkedir. Bu nedenle gençlerimizi Fransa’daki sosyal hayata ve demokratik süreçlere hazırlamaya çalışıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Yaşadığınız Evreux kentindeki Fransızların Türk toplumuna bakışı nasıl? Onlarla ilişkileriniz ne düzeyde?
Selahattin Palandöken: İlişkilerimiz son derece iyi. Siyasi çevrelerle de farklı inanç gruplarıyla da çok iyi diyaloglarımız var.
2024 yılında Türkiye ile Fransa arasında yapılan düzenlemeler sonucunda birçok din görevlisi görev yerlerine geri döndü. Ancak Evreux’de görev yapan din görevlimiz için farklı bir durum oluştu. Valilikle olan olumlu ilişkilerimiz sayesinde kendisine oturum izni ve çalışma hakkı verildi.
Bugün din görevlimiz hem ikamet iznine hem de çalışma hakkına sahip olarak görevini sürdürüyor. Bu da valilikle, belediyeyle ve yerel toplumla kurduğumuz sağlıklı ilişkilerin bir göstergesidir.
Evreux yaklaşık 65 bin nüfuslu bir şehir ve Eure (27) bölgesinin merkezidir. Çok büyük bir şehir olmamasına rağmen insan ilişkilerinin güçlü olduğu bir yerdir.
Biz de Türk toplumu olarak komşularımıza ve çevremize karşı her zaman saygılı olmaya özen gösteriyoruz. Gençlerimizi de bu anlayışla yetiştirmeye çalışıyoruz. Amacımız huzur içinde yaşamak ve örnek bir toplum olmaktır.
Tansu Sarıtaylı: Dernek başkanlığı kolay bir görev değil. Maddi ve manevi sorumlulukları oldukça fazla. Fransız devleti veya Türk devleti tarafından herhangi bir destek alıyor musunuz?
Selahattin Palandöken: Hayır, bugüne kadar herhangi bir destek talebimiz olmadı. Fransız makamlarından da Türk makamlarından da maddi yardım istemedik.
Belediyelerin derneklere yönelik bazı destek programları bulunuyor ancak şu ana kadar buna ihtiyaç duymadık. Üyelerimizin katkılarıyla ihtiyaçlarımızı karşılayabildik.
Türkiye’den de herhangi bir talebimiz olmadı. Bugüne kadar kendi imkânlarımızla faaliyetlerimizi sürdürdük. Ancak ileride ihtiyaç duyulursa ve bu bizim yasal hakkımızsa elbette ilgili kurumlardan destek talep edebiliriz.
Tansu Sarıtaylı: Derneğinizin mülkleriyle ilgili biraz daha bilgi verebilir misiniz?
Selahattin Palandöken: Şu anda derneğimize ait iki mülkümüz bulunuyor. Bunlardan biri 1990’lı yıllarda satın alındı, diğeri ise 2017 yılında dernek bünyesine kazandırıldı.
Ayrıca belediye ile yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda derneğimizin hemen arkasında bulunan bir arsanın da tarafımıza tahsis edilmesi gündemde. Bu gerçekleştiğinde yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alana sahip olacağız. Bu alanı da ilerleyen dönemde hazırlayacağımız projeler doğrultusunda değerlendirmeyi planlıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Derneğinizin isminde spor ifadesi de yer alıyor. Bünyenizde bir futbol kulübü veya başka sportif faaliyetler bulunuyor mu?
Selahattin Palandöken: Şu anda derneğimiz bünyesinde faaliyet gösteren bir spor kulübümüz bulunmuyor. Ancak gençlik kollarımız ve kadın kollarımız oldukça aktif çalışıyor.
Bize yakın olan Louviers’deki derneğin bünyesinde bir futbol takımı bulunuyor. Gençlerimizin bir kısmı da orada spor yapıyor. Aramızda yaklaşık 15 kilometrelik bir mesafe var. Bu nedenle gençlerimiz rahatlıkla gidip futbol oynayabiliyorlar.
İleride ihtiyaç duyulursa ve gençlerimiz isterse kendi futbol takımımızı kurmamız da mümkündür.
Tansu Sarıtaylı: Dernek yönetimi kaç kişiden oluşuyor?
Selahattin Palandöken: Yönetim kurulumuz 14 kişiden oluşuyor. Başkan, iki başkan yardımcısı, muhasebeci, genel sekreter ve diğer yönetim kurulu üyelerimizle birlikte görev yapıyoruz.
Her yıl genel kurul gerçekleştiriyoruz. İki yılda bir de seçim yapıyoruz. Benim şu anda dördüncü dönemim tamamlanmak üzere. Önümüzdeki eylül ayında yeniden genel kurul ve seçim sürecimiz olacak.
En büyük arzumuz gençlerimizin bu görevlere talip olması ve bizlerden devralacakları bayrağı daha ileriye taşımalarıdır.
Tansu Sarıtaylı: Son olarak Türk toplumuna vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Selahattin Palandöken: Artık Fransa’da kalıcı olduğumuzu bütün Franko-Türklerin kabul etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben özellikle “Franko-Türk” tanımına önem veriyorum.
Çocuklarımız ve torunlarımız Fransa’da doğuyor ve burada büyüyor. Gelecek nesiller de büyük ölçüde burada yaşayacak. Elbette anavatanımız Türkiye’dir ve ülkemize faydalı olmaya devam etmeliyiz. Ancak yaşadığımız ülke olan Fransa’ya da katkı sunmak zorundayız.
Bu nedenle Fransa’daki siyasi, ekonomik ve sosyal hayata daha fazla katılım sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Ekonomik alanda toplumumuz önemli başarılar elde etti. Çok başarılı girişimcilerimiz ve büyük şirketlerimiz var. Ancak siyasi alanda da daha güçlü olmamız gerekiyor.
Bugün Fransa’da Türk kökenli belediye başkanlarımız bulunuyor. Sayılarının daha da artmasını temenni ediyorum. Ancak görev alan herkesin sadece Türk toplumuna değil, bütün Fransız toplumuna eşit şekilde hizmet etmesi gerektiğine inanıyorum.
Derneklerimiz arasında güçlü bir dayanışma mevcut. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında bütün dernekler bir araya gelebiliyor. Bu birlikteliğin korunması son derece önemlidir.
Buradan toplumumuza vermek istediğim mesaj şudur: Özellikle gençlerimiz siyasette, sivil toplumda ve karar alma mekanizmalarında daha aktif olsunlar. Söz sahibi olmak istiyorsak, bu alanlarda daha fazla sorumluluk üstlenmemiz gerekiyor.
Tansu Sarıtaylı: Teşekkür ederim Selahattin Bey.
Selahattin Palandöken: Ben teşekkür ederim. Bu güzel projenizin hayırlı olmasını diliyor, çalışmalarınızda başarılar temenni ediyorum.

Kategori

Yorumunuzu Ekleyin

E-mail adresiniz yayınlanmayacak.